Akşener: Öfkeli kalabalığın eliyle birisi seçilecek; o kişi dünyanın en iyi insanı olsa dahi o yetkilerle bir senede kafayı yer

İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İstanbul’da muhtarlarla yaptığı iftarda, “Özellikle AK Partili kardeşlerime seslenmek isterim Sayın Erdoğan’ın seçildiğini varsayın, son dönemi, partisinden kimseyi bırakmadı. 5 yılın sonunda bu sefer bu ucube sistem devam ettiğinde aynı yetkilerle ve uğranılan haksızlıkların, yapılan yanlışların oluşturduğu bir büyük öfkeli kalabalığın eliyle birisi seçilecek. O kişi dünyanın en iyi insanı olsa dahi o yetkilerle bir senede kafayı yer.” diye konuştu.

İyi Parti lideri Akşener, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin İstanbul’daki 963 Muhtarla düzenlediği iftara katıldı. İftar sonrası muhtarlara hitap eden Akşener şunları söyledi:

“Bu güzel günde sizlerle beraber olmak, kadın ve erkek muhtarlarımızla bir arada olmak, sevaplarımızın inşallah yazıldığı ibadetlerimizin kabul edildiği bir mübarek günde birlikte olmak benim için ne ifade ettiğini kelimelere dökmem mümkün değil. Ben, muhtarlığı hep bambaşka tarif etmişimdir. Rahmetli eniştem, teyzemin eşi muhtardır, bir köyde büyüdüm o köyün her şeyi muhtardı, babamın yeğeni muhtardır, ister köyde ister mahallede muhtar dediğimiz zaman, zaman zaman gidip derdinizi anlattığınız zaman zaman herhangi bir yerden alacağınız gıdayı, malzemeyi gidip muhtarın üzerinden temin ettiğiniz, o mahallenin bütün insanlarını tanıyan, o ailelerdeki sorunların çözümüne katkıda bulunan, bir milletvekilinden daha fazla oy alarak seçilen, hem milleti hem devleti temsil eden kişidir muhtar.

“Şimdi bir siyasi partinin, yani AK Parti’nin mahalle temsilcisi sizin yerinizi alsın diye yapıldı bütün dümenler”

Hem eski bir İçişleri Bakanı olarak hem de o muhtarlığın gençliğinde, çocukluğunda bizzat tecrübe etmiş bir kişi olarak konuşuyorum. Şimdi esas mesele ne? Para düzeltilir, imkanlar sağlanır her şey olur ama esas mesele muhtarın demin saydığım bütün özelliklerinin ortadan kaldırılmasıdır. Bunun anlamı şu; bir milletvekilinden daha fazla oy alarak seçilen muhtar kendini seçenlere hesap verir, onların arkasında durur, onların her şeyini bilir. Bunu bilen muhtar o mahallede sığınmacı kaç kişidir, bilir. O mahallede uyuşturucuyu kim satıyor, bilirdi. Gençleri nasıl koruyacağını bilirdi. Karısına veya ailesine şiddet uygulayan adamla nasıl konuşulacağını bilirdi. Esas mesele bunlar elinizden alındı. Esas mesele o garibana el uzatan, el olan milletin iradesiyle seçilmiş aynı zamdan devletin iradesini temsil eden FAK-FUK-FON bizlerin hepimizin vergileriyle oluşup vatandaşa, onun eksiğini gediğini gidermek üzere tahsis edilen bir kaynaktır. Kaymakamla beraber sizdiniz. Şimdi bir siyasi partinin, yani AK Parti’nin mahalle temsilcisi sizin yerinizi alsın diye yapıldı bütün dümenler. Bu dümenleri çözeceğiz asıl mesele budur.

“Milletin parasını millete siz dağıtacaksınız”

Ben bakandım, böyle sizin konumunuzda olan ağabeyleriniz gelmişti ziyarete, benden istedikleri yeşil pasaporttu. Hey gidi günler hey. O gün milletin oylarıyla seçilmiş, o seçilmişliğin saygısını gören muhtar bugün bütün yetkileri, bütün iletişim kaynakları elinden alınmış, o verilen büyük oya rağmen etkisiz hale getirilmişi bir millet temsilcidir. Bizim yapacağımız şey şu; elbette ekonomik olarak her şeyin giderilmesi lazım ama FAK-FUK-FON’un mahallenizde dağıtımını siz yapacaksınız. Milletin parasını millete siz dağıtacaksınız.

“Bunlar göz göre göre geldiler ve maalesef gereken direnç, vatandaşımızı aydınlatma yapılamadı”

İstanbul büyük bir şehir olmasına rağmen 20 yıl evvel bu derece uyuşturucu satıcısı mahallelerde, ara sokaklarda yoktu şimdi var çünkü sizin elinizden bütün yetkiler alındı, mahallenizde kimler yaşıyor bilme imkanınız yok. Mahallenizin fakir fukarasını durumunu bilme imkanımız yok. Çünkü o keşmekeş özel olarak yaratıldı. Niye? Çünkü Sayın Erdoğan ve arkadaşları seçilmişi sevmiyor. Büyük oy alarak geleni de sevmiyor. Çünkü tek adam sistemini tercih ediyor. Onun için muhtarla başladı, muhtarlık kavramıyla başladı ve gelinen noktada Meclis’in kıymeti harbiyesi kalmadı. İşte milletvekilleri eğer o zamanda durabilseydi muhtarların elinden alınan o yetkiler karşısında siyasetin milletvekili ayağı duraydı, ayağını şöyle yapsaydı bugün TBMM böyle bir durumda olmayacaktı. Vatandaş 2017’de bu ucube sisteme oy vermeyecekti. Bunlar göz göre göre geldiler ve maalesef gereken direnç, vatandaşımızı aydınlatma yapılamadı.

“Yeni baştan bir sistem kurmaya yönelik söz edebileceğimiz bir düzen ve dönem kalmayacak”

Bu seçim önemli bir seçim, iki ittifakın birbiriyle mücadele ettiği bir seçim gibi algılanmaması lazım. Ben seçmeni velinimet olarak kabul eden, seçmene ulaşmanın yolunun siyasi partilerin rekabetinin hizmet, proje üzerinden olması gerektiğine inanan, kapsayıcı bir dil olması gerektiğine inanan, o mahalleye gidince ilk önce muhtarın muhtarlığını ziyaret edilmesi gerektiğine inanan, ikinci uğrak yerinin eczane olması gerektiğine inanan, o sokağın, mahallenin insanlarını tanıyan, bilgi sahibi olan hiçbir Allah’ın kulunu istemeyen dolayısıyla kamplaştırmak açısından konuşmuyorum. Ama bu seçimden sonra eğer herhangi bir yanlışlık olursa bir daha parlamenter sistemi konuşacağımız, yeni baştan bir sistem kurmaya yönelik söz edebileceğimiz bir düzen ve dönem kalmayacak.

“O kişi dünyanın en iyi insanı olsa dahi o yetkilerle bir senede kafayı yer”

Özellikle AK Partili kardeşlerime seslenmek isterim Sayın Erdoğan’ın seçildiğini varsayın, son dönemi, partisinden kimseyi bırakmadı. 5 yılın sonunda bu sefer bu ucube sistem devam ettiğinde aynı yetkilerle ve uğranılan haksızlıkların, yapılan yanlışların oluşturduğu bir büyük öfkeli kalabalığın eliyle birisi seçilecek. O kişi dünyanın en iyi insanı olsa dahi o yetkilerle bir senede kafayı yer. AK Partili kardeşlerimin bu seçimde mutlaka bu düzeni, ucube sistemi değiştirecek şekilde oy vermesi Türkiye’nin geleceği açısından, evlatlarının geleceği açısından, özellikle Sayın Erdoğan’ı en çok sevenlerin oy vermesi lazım ki bu sistemin değişmesine, Türkiye’nin yeninden düşmanlıkları bir kenara bırakıp barıştığı, sarıldığı ve parlamenter sisteme geçişin olduğu, TBMM’nin olduğu, yeniden güçlü ve itibarlı olduğu, muhtarlık kavramının yeniden güçlü haline geldiği o sistemi kurmak için ve Cumhuriyetimizin bize kazandığı o değerlerle barışmak için, Türkiye’nin nefes alması için elbette 14 Mayıs’ta hem Sayın Kılıçdaroğlu’na; Millet İttifakı olarak iki parti seçime giriyoruz CHP gönüldaşı olanlara bir şey demiyorum ama özellikle AK Parti’ye oy veren kardeşlerimin İYİ Parti’ye oy vermelerini kendilerinden rica ediyorum, bu ülkenin nefes alması için. 14 Mayıs akşamı bu ucube sistemden kurtulduğumuz ve Türkiye’de bir Sayın Cumhurbaşkanımızı teşhiye ederek gönderdiğimiz, diğer cumhurbaşkanımızı, 13’üncü Cumhurbaşkanımız Sayın Kılıçdaroğlu’nu da ‘buyurunuz efendim’ diyerek yerine oturttuğumuz bir akşam yaşanacak inşallah.” (ANKA)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir